28 Temmuz 2012 Cumartesi

Uyarısız şiddet



Gösterim Tarihi
17 Şubat 2012

Alternatif İsim: ATM

Yapım
2012- ABD - Kanada

Tür: Korku, Gerilim

Süre: 90 Dakika

Yönetmen: David Brooks

Yapımcı: Dan Clifton

Oyuncular: Josh Peck, Alice Eve, Brian Geraghty, Robert Huculak, Glen Thompson, Will Woytowich, Omar Khan, Aaron Hughes

Senaryo: Chris Sparling
***

Gizemli bir başlangıç… Gece, arkası dönük, karanlıklar içinde, yüzü görünmeyen, başında kapüşonu ile bir adamın sırtı..

Noel gecenizi nasıl geçirmek isterdiniz? İki genç erkek ve bir genç kız etrafında dönen hikaye iş çıkışı noel gecesi için planlar yapmaları ve sonrasında bir partide bir araya gelmeleri ile başlıyor. Bulundukları ortamda, ondan hoşlandığı halde daha önce söyleyemeyen, yaklaşamayan gencin kızla yakınlaşması ve onu gideceği yere bırakması ile devam ediyor. Arabasıyla kızı kalacağı yere bırakacak iken diğer genç erkek kendisini de bırakmasını istiyor. Yola çıkıyorlar, yolda kendinden çok emin ve bıçkın delikanlı acıktığını söyleyip para çekmek için bir ATM’nin yakınında durmaları ile devam ediyor. Buraya kadar her şey normalde olması gerektiği gibi görünüyor ama birden gecenin akışı değişiveriyor.

Yüzlerce kez para çekmek için girip çıktığımız ATM’lerde neler yaşanabileceğini kimse düşünmemiştir büyük olasılıkla. Alırız ve gideriz. Kamera kayıt yapar, yoldan gelip geçenler olur tek tük, belki de geceleri birçoğumuz ıssız yerlerdeki bu makinelerden para çekip işlem yapmaya çekindiğimiz vakitler de olmuştur. Bir kapıdan dışarı çıkarız, aklımızda bir yere gitmek vardır ama gidip gidemeyeceğimizi, ulaşıp ulaşamayacağımızı, engellerimizin neler olabileceğini, ulaşmak istediğimiz noktaya vardığımızda da neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz hiçbirimiz. Hayatta karşılaştığımız olayları belirleyen nedir, kimdir? Düşüncelere daldığımızda kendimizi birden bir çıkmazda ve cevabını veremediğimiz yüzlerce soru ile boğuşurken bulabiliriz.

Bir ATM içine kilitli kalıp, korkudan dışarı çıkamamak nasıl bir duygudur, gözünüzün önünde sapık bir katilin, bir dengesizin işlediği cinayetlere seyirci kalıp sıra bize de gelecek mi, ne zaman, buradan sağ çıkabilecek miyiz düşünceleriyle beyninizin içi oyulur adeta. Sonu gelmeyecek gibi görünen bekleyiş, bir kış gecesinin soğuğunda ölümü tam ensenizde hissetmek…

Korkuyu, gerilimi sevenler için tavsiye edebileceğim bir film. Bir yandan korku, bir yandan komplo teorileri üretmek... Cani ile birden yüz yüze gelip nefesini hissetmek, ellerini üzerinde hissedip o deli kuvvetiyle başa çıkmaya çalışmak…. Güzel ve heyecan veren planlarla başlanan bir gecenin sonlarında karşınıza çıkan gelişmeler…

Korkunun yüze yansıması, bekleyiş, gece, karanlık, soğuk, çaresizlik… Tek bir geceye sığdırılmış bir hikâye,

Bakalım bu kapandan sağ çıkabilecekler mi?
Kısacası korku ve gerilimin doruklarına tırmanacağınız bir film…

Filmden seçtiğim bir replik:
“Hayat seçimler serisinden ibaret, ahbap.”

Ve ben de diyorum ki:
Yarın düşlediğiniz güne uyanamayabilirsiniz ya da uyandığınız gün düşlediğiniz gün olmayabilir.

Müşerref ÖZDAŞ


26 Temmuz 2012 Perşembe

Kendime notlar ve hayat aynamdan yansımalar


Kendime notlar ve hayat aynamdan yansımalar

Yaşamdan gözlemlerimi, hayat aynamdan yansıyan, kulaklara küpe olması gereken olguları okuyacaksınız bu notlarda. Aralarında ruhumun yanardağından püsküren lavlar da olacak elbet.Söz gümüşse suküt altındır derler, ben bir yandan altınlarımı yüreğimin derinliklerinde biriktirirken bir yandan da gümüşlerimi ortaya çıkarmayı tercih ettim. Sükutlar da gün olur söze dönüşür yüreğin simyasıyla.

Bakalım Mü’nün yüreği neler görmüş, neler biriktirmiş:


Yansımalar ve notlar - I -

Bana güvenenlere hiç arkamı dönmedim ama kimsenin de yüzünü göremiyorum artık... sırtları bana dönük... Eğer ben de sırtımı dönmüş olsaydım, onların sırtını görmemiş olacaktım. Bunu unutma Mü ve ne olursa olsun arkasını dönen sen olma, hainlerin sırtını seyretmek sırtını dönmekten daha iyidir.

Yansımalar ve notlar - II-

Her adam görünüşlüyü adam mı sandın be kızım. Mavi kimlik kartı adam olmaya yetmiyor artık anla. Genetik yapınız XY,ve kimliğiniz mavi ise verdiğiniz sözlerde de aynı imzayı taşıyın lütfen. Bu bazılarınız için çok zor olsa da...

E.G.Y ( Erkek Görünümlü Yaratıklar)diyor sarı şekerim Filiz’im (Aydın). Direkt konuyla ilgisi yok gibi görünse de erkek olmakla ilgili olduğu için benim de bebek ve hayvan tecavüzcüleri için oluşturduğum benzer bir tanımlamam geldi aklıma şu an:
TİDY ( Tanımlanamayan İnsanlık Dışı Yaratıklar)

Yansımalar ve notlar - III -


Dilimi de susturdum yüreğimi de.Geçmişin küllerini savurdum derin sulara. Artık bahanem yok, yollarım tek yön: İleri !
Kapımı geleceğe açtım. Geçmişin fişini çektim.Gerekirse ipini de çekeceğim. Peki, ya kapılarını kapatanlar, yüzüne kapanan kapıların dışında kalanlar, ya kendi üzerine kapılarını kilitleyip içine hapsolanlar, yanıbaşımızda olup da acısını hissettirmeyenler? Hayatın karması bunlar. Hayat çok bilinmeyenli bir denklem, uğraşır, çözdüm zanneder,yarıya kadar gelir, sonunu getiremeyiz. Virgülü yanlış yere koyarsak sonuç da hatalı çıkacaktır...
Emin değilsek ne nokta ne virgül kullanmamak daha doğru sanki.

Yansımalar ve notlar - IV -

Kadınlar...
Gizemlidir derler, oysa oldukça nettirler. Sevgisinde de öfkesinde de, nefretinde de... Hislerinde kolay yanılmaz. Ayak sesinden tanır yalanı dolanı, ayrılığı, sevgi görünümlü sahteliği ama kimseyi utandırmamak için de direk yüzüne vurmaz; mecbur kalmadıkça kalp kırmaz, kırılırsa da kolay affetmez hatta asla affetmez ve asla unutmaz. Söylenen sözlerin içinde gizlenenleri , suskunluktaki gizemleri bile anlar.

Geri adım atanı hayatından atmaya çekinmez
Çığ düşer hayallerine
Çığlıkları duyulmaz.
Mimoza çiçeği gibidirler,
yaralarına dokunursanız küserler,
Dinledikleri bir şarkının notasına asabilirler kendilerini..


Göçükler altında kurtarılmayı bekler bazı kadınlar, belki yeniden dışarı çıkmamak olsa da en iyisi; yerin altının üstünden iyi olması gibi...
Sabun köpüğü gibi ve gökkuşağı renkleriyle bezeli umutlarına, hayallerine gerçekler dokunduğunda *pıt* diye sönüverse de, önce oturur ağlar belki, sonra da kurusun diye bırakır elindeki mendili rüzgara, ağlamaz bir daha kapanan kapılara.


Yansımalar ve notlar - V -

Hatalar ve öfkeler

Donar yeniden su...
" İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir..." derler.
Hangimiz yapmadı ki? İnsanız hepimiz. Bir sıcak ele, bir tatlı söze meylederiz içimizin buzlarını eritmek için. Tam eridi derken karanlık bulutlar çöker üstümüze, fırtınalar kopar birden... yeniden donar eriyen sular. İçimizin boşluğu doldu derken daha da derinleşir, karadeliğe döner adeta. Depremler yerle bir eder en güzel hayalleri, ardından gelecek tsunaminin yıkım gücünü kestirmek güçtür.

Öfke
“ Aşk her şeyi affeder mi...” diye sorar bir şarkı...
“ Sevmek mükemmel iş delikanlım, sev bakalım...” der Nazım..
Tam severken, sevginin doruklarında dolaşırken birden esen sert bir rüzgar savurur geçer oysa ki,neye uğradığını anlayamazsın, üşürsün, büzülürsün kendi bedeninin üstüne. Bir selam beklersin masumca, yoktur, o bile yoktur... İşte bir gün büyük bir öfkenin derininde bulursun kendini. Öfke... Evet.
Nedir öfke?
Hak etmediğini bildiğin için duyduğun o derin öfke sevgin ne kadar büyük olursa olsun önüne geçer.Yıkım gücü yüksek bir tsunami gibidir öfke...


Yansımalar ve notlar - VI -

Sizin de bir listeniz var mı?

Muhtelif mekanlarda yangınlarda kurtarılacak ilk eşya ve evraklar listesi vardır.
En kötü anınızda ilk aklınıza gelecek, gerçekten kurtarmaya değecek eşyalarınız vardır.
Farklı insanlar farklı objelere anlamlar yükler ve beklenmedik durumlarda onları kurtarmak ister. Bazı kişilerin de daha farklı listeleri vardır. Zor durumlarda, kriz anlarında
“ ilk gözden çıkarılacaklar” listesi...
Benim listem yok, olsa da hep boş olur o liste ama başkalarının kara listesinde yer almış olma ihtimalim var...

Müşerref Özdaş

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Devrimden önce evrimimi tamamlamalıyım

"Gitmek sadece bir eylemdir. Unutmak ise kocaman bir devrim."
demiş Nazım Hikmet

Mü de diyor ki:
Devrimden önce evrimimi tamamlamalıyım,
içimde evrilen bir şeyler var.
her gelen bir gün gitmeye aday
Kurusun diye mendilimi
bıraktım rüzgara,
ağlamam artık kapanan kapılara.
seviyorum deyip sevmemiş olanlara
geleceğim deyip gelmemiş olanlara...

M.Özdaş

20 Temmuz 2012 Cuma

İlan-ı ibadet

Ramazan geldi ya birçok TV kanalında diyetisyenler boy göstermeye başladı, gazeteler Beter Emine ! 'nin vb.. yemek kitaplarını veriyor. Besmele çeken, elhamdülillah diyen bardak reklamları yapılıyor...
Yani etinden sütünden yününden yararlanma meselesi...
Bir kere de alet etmeyin şu mübarek ayı...
Sanal alemde de geç vakitlerde birbirine benzer mesajlar göreceksiniz büyük ihtimalle:
" sahuru bekliyorum, yok efendim iftarı bekliyorum, bana dokunmayın çok sinirliyim.. falan filan... "
İlla ki ilan edeceksiniz yaptığınızı değil mi?

M.Özdaş

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Şevval SAM - Kapıldım Gidiyorum ( Kapıldım, kurtaran yok mu? :)) Rüzgar sert esiyor... )



- Oğlum Olric, kurtaran yok mu dedik, ses çıkmadı kimseden..
+ Mü efendimiz, elini veren kolunu kaptırdığı için kimse el uzatamıyor, korkuyorlar...
- Haklısın Olric... peki sen?
+ Pııışşşkkk anan güzel mi Mü efendimiz, ben de uzatmam elimi...
- Öyle olsun Olric... senin de başın sıkışır bir gün...
+ Pardon Mü efendimiz, rüzgar nasılsa duracak, sizi kendi halinize bırakıyorum.. .
- Defol gözüme görünme bir süre Olric... yıllık izne gönderiyorum seni...
+ Peki Mü efendimiz... yarın ibibikler ötmeden, sütler kaymak tutmadan giderim...
- Gitmeden sütümü ısıtmayı, beni uyandırıp kahvaltımı hazırlamayı da unutmazsın değil mi?
+Unutmam Mü efendimiz... Allah rahatlık versin, gidin siz yatın artık, sinir katsayınız yükselmiş sizin...
- Aferin oğlum Olric, benim her halimi biliyorsun, hadi sen de git yat...
+ Peki efendimiz...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Uykum firarda



Uykum firarda,
hüzün misafir geldi yatıya,
gönül kırgın,
gözler uzaklara dargın.
Youtube'dan Müşerref Akay
sesleniyor benim yerime;
" Ağlama sevdam..."
Sezen de çıkar şimdi bir yerlerden;
"Sen ağlama, dayanamam..."
der ve gider,
kalakalırım yalnızlığımla.
Ah be hain hüzün,
ah be umarsız, vefasız şarkılar…
ah, sevdaya sarılmışken
elleri boş kalanlar...
Sarılın şimdi ben gibi yastığınıza
ve bırakın bir damla,
bir damla, bir damla daha...
Kim bilir kaç uykusuzun
deliyor bakışları geceyi?
Fail-i malumdu bu hüznün,
siyahlar giymiş
arsız bir kız kardeş gibi
gelip oturdu can evimde…
Yakında, çok yakında
geleceğim derken,
yakında, çok yakında
ayrılığı hediye edeceğim
demekmiş bu,
alt yazısı hızlı geçmiş,
kaçırmışım…
mavi bir rüya imiş yaşam,
gözü açık seyre dalınan.
Bu rüyanın neresinden girdin
fragmanda adın yoktu.
Film bitti zaten, perdeler indi.
Gel şimdi
“ Dans with me”
kızkardeşim
“Dans with me”
Sonra kapanalım birbirimizin üstüne,
sarılayım yani hüznüme,
yabancılaşan yalnızlığıma,
eksilen yanlarıma.
Kalkıp ara sıra
Toplayalım dökülen incilerimizi,
Ve …
İşte her neyse…



M.Özdaş

6 Temmuz 2012 Cuma

SEVGİ PROGRAMI ....YÜKLEME BİLGİLERİ

Müşteri :Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemem için ne yapmam gerekiyor?



Yetkili : İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı?



Müşteri : Evet açıldı. Ancak şu anda GEÇMİŞ-ACILAR.EXE, DÜŞÜK-GÜVEN.EXE, HASET.EXE ve GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?






Yetkili : Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak GEÇMİŞ-ACILAR.EXE'yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç DÜŞÜK-GÜVEN.EXE'yi silerek YÜKSEK-GÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, HASET.EXE ve GÜVENME.EXE'yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ’nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen?



Müşteri : Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?







Yetkili : Evet ama unutmayın ki, bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka kalplerle bağlantı kurmanız gerekiyor.



Müşteri : Haydaa... Daha şimdiden hata mesajı verdi.



Yetkili : Mesaj ne diyor?



Müşteri : HATA 999! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek?







Yetkili : Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba... Sade bir dille şöyle diyor: '' Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini'' söylüyor.



Müşteri : Peki ne yapmam gerekiyor?



Yetkili : ''KENDİMİ KABULLENME'' isimli dosyanın içinde bulacağınız KENDİNİ-AFFETME.DOC, KENDİNE GÜVENME.TXT, DEĞER-BİLME.TXT ve İYİLİK.DOC isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini KALBİM dosyasına kopyalayın.



Müşteri : Tamam. Başka bir şey var mı?







Yetkili : Şimdi çalışacaktır gerçi ama biz ilerisi için de bir tedbir alalım... SÜREKLİ- KENDİNİ- ELEŞTİR- HAYATI- ZEHİR- ET.EXE diye çok uzun isimli bir dosya vardır. Onu bütün sistemde tarayın ve gördüğünüz her dosyadan silin, sonra çöp kutunuzdan da atarak tamamen kaybolduğundan emin olun!



Müşteri : Yaptım. Hey harika... Neler oluyor?... KALP temiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.MPG monitöre geldi. SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.COM hepsi KALP’e yerleşiyor.






Yetkili : Güzel, demek ki SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan önce son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.



Müşteri : Nedir?






Yetkili : SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonunda size tertemiz modüller olarak dönecektir... Mutluluklar...



Müşteri : Teşekkürler. Size de mutluluklar...


Yanlış masal




Saat 24'ü çoktan geçti.
Kabaktan arabam yok oldu.
Camdan ayakkabı ayağıma uymadı...
Sinderella değilim,
zaten prens falan da yok ortada.
Yoksa ben yanlış masalda mıyım?

Müşerref ÖZDAŞ

5 Temmuz 2012 Perşembe

Dondu yeniden su...

" İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir." derler...

Hangimiz yapmadı ki?
İnsanız hepimiz. Bir sıcak ele, bir tatlı söze meylederiz,
içimizin buzlarını eritmek için.
Tam eridi derken karanlık bulutlar çöker üstümüze,
fırtınalar kopar birden...
yeniden donar eriyen sular.
İçimizin boşluğu doldu derken daha da derinleşir,
kara deliğe döner adeta.
Depremler yerle bir eder en güzel hayalleri,
ardından gelecek tsunaminin yıkım gücünü kestirmek güçtür.

M.Özdaş